|
Nefes darlığının da sinirseli olmur mu demeyin. Nefes darlığı ile doktora başvuran hastaların yarısından çoğunda esas sorun anksiyete dediğimiz endişe hali/gerginliktir. Çoğumuz hayatımızın bir döneminde bu tip bir nefes darlığından şikâyet etmişizdir. Benim başıma tıp fakültesi 2. sınıfta iken gelmişti. Sene sonu sınavlarında ders çalışırken yeteri kadar nefes alamadığımı fark etmiştim. Sanki içimde ciğerlerimin dolmasını engelleyen bir kapak varmış da bir türlü açılmıyormuş gibiydi. “Bende astım var galiba” diye gittiğim hocam sırtıma vurup “aldırma, sınavlar bitince geçer” dedi, gerçekten de sınavlar bitti, hastalık gitti... ... Devamı
Araştırmalar her on kişiden birinin uykuya dalmakta güçlük çektiğini, üçünün de ara sıra uykusuzluk çektiğini gösteriyor. Bilgisayar ve televizyon nedeniyle uyku düzenleri alt üst olan çocukların/gençlerin durumu ayrı bir konu... Bu gidişle çok değil yirmi otuz yıl sonra insanların çoğu uyku ilacı içmeden yatağa girmeyecek. ... Devamı
Bazı insanlar azaltmayı beceremezler. Aynı sigara gibi... Günde üç adet sigara ile yetinen insan sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır, sanki bu konuda yazılı olmayan bir kanun varmış gibi çoğunluk günde bir pakete demir atar. Benzer olarak çoğumuz (ben dâhil) “şekeri azaltın” tavsiyesine uymakta zorlanırız. Aslında bunun nedenlerinden biri şekerin aynı nikotin gibi bağımlılık yapmasıdır. ... Devamı
Yalan söylememiş insan var mıdır? Yoktur...
Başkalarına dürüstlük taslamayı severiz ama işimize geldiği zaman küçük yalanlar söylemekten kendimizi alamayız. Her insanın kendisi ve etrafındakiler için belirlediği bir “dürüstlük seviyesi” vardır. Bir başka deyimle kendimiz ve tanıdıklarımız için kabul edebileceğimiz “küçük yalanlar” ve asla söylenmeyecek “büyük yalanlarımız” vardır.
... Devamı
Hepimizin “Canım bir şey yapmak istemiyor” dediği zamanlar olmuştur. Canınız sağ olsun, yapmayın... Bir gün iki gün kendinizi dinlendirmenizde hiçbir mahsur yok. Hiç bir şey yapmak istememe haliniz uzarsa, örneğin bir hafta on günü aşarsa iş değişir. Hele birlikte iç sıkıntısı, ağlama, hayattan zevk almama, mutsuzluk gibi bulgular da varsa aklımıza “depresyon” gelir. ... Devamı
Ülkemizde bankadan alınan spermle çocuk sahibi olan ilk ünlü, tiyatro oyuncusu Leyla Bilginel’dir. Geçenlerde çocuğunun ikinci doğum gününü kutladı. Ne diyelim, Allah analı büyütsün... Son günlerde bir başka sanatçı, Münir Özkul’un kızı Güner Özkul gündemde. “Cevaz var mı yok mu? Günah mı, değil mi?” şeklindeki din eksenli tartışmalar bitecek gibi değil. Zekeriya Beyaz Hoca daha önce “Sperm bankasından çocuk peydahlamak sapkınlıktır” demekle kalmamış “Göreceksiniz bu çocuk ilerde kendisine de topluma da zarar verecek” kehanetinde bulunma ayıbını işlemişti. Bu sene başka bir ilahiyatçıdan daha yumuşak bir yorum geldi. Prof. Dr. Beyza Bilgin“Bu böbrek nakli gibi bir şey. Allah buna izin vermek istemeseydi, bu yolu kapalı tutardı” diyerek banka spermi ile çocuk sahibi olmanın bir sakıncası olmadığı yolunda görüş bildirdi. ... Devamı
Erkeklere has bir hormon olarak bildiğimiz “Testosteron” aslında kadınlar için de son derece önemlidir. Her iki cins için de “vücudu ayağa kaldıran hormon” olduğunu söylesem yanlış olmaz. Yalnız seks gücümüzden bahsetmiyorum, kendimizi iyi, güçlü ve formda hissetmemizi de büyük oranda testesterona borçluyuz. ... Devamı
Yuttuğumuz ilaçların vücudumuzda kalış süresi-etki süresi farklıdır. Bu yüzden bazı ilaçları günde üç kez alırken bazılarını günde bir kez yutarız. İlaçlar vücudumuzda çeşitli enzimler aracılığı ile parçalandıktan sonra idrar (böbrekler), dışkı (barsaklar) ve safra (karaciğer) yoluyla atılır. Besinlerimizin içindeki bazı maddeler ilaçların vücudumuzda parçalanmasını ve barsaklar yoluyla atılmasını engeller. Böyle olunca da yuttuğumuz ilaç vücutta birikmeye ve zararlı olmaya başlar. ... Devamı
Grip geçirdiğini düşünen hasların çoğunda asıl sorun, halk dilinde saman nezlesi olarak bilinen "allerjik rinit" dediğimiz rahatsızlıktır. Rahatsızlığınız bahar aylarında tekrarladığına göre sorununuz bahar allerjisi olabilir. İki hastalığın belirtileri birbirine çok benzer. ... Devamı
Okurlarımdan “vejeteryan beslenme” hakkında bilgi isteyen mail’ler alıyorum. Artık ekonomik durumlar kötüye gittiğinden mi yoksa sağlıklı beslenme adına mı soruyorlar bilemem. Kırk elli yıl önce ağırlıklı olarak tahılla beslenen bir toplumduk. En azından iç Anadolu ve doğu Anadolu’da yaşayan düşük ve orta gelirliler eti bayramdan bayrama yer, yılın geri kalan kısmında yemeklere konulan bir iki kaşık “kavurma” ile idare ederlerdi.
Anlayacağınız biraz da ekonomik koşulların zorlaması ile yarı vejeteryan bir beslenme sistemi uygulardık. Adı “etsiz” anlamına gelen “yavandan” kelimesi ile başlayan pek çok yemeğimiz olduğunu hatırlıyorum... “Yavandan balcanlı köfte, Yavandan çimdik köfte, Yavandan sıkma köfte”, “Ispanaklı ekşili köfte”... “Köfte” eki sizi aldatmasın bu yemeklerin hepsinin temel malzemesi köfte şekli verilmiş bulgur türevleridir.
... Devamı
|