Üye Girişi
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Üyelik Formu
E-Posta Adresiniz :
*
Şifreniz :
*
Adınız :
*
Soyadınız :
*

Sevgili okurlarım; en sağlıklı uyku saat 22-23 de başlayan gece uykusudur. Vücudumuzun biyolojik ritmine uygun olarak salınan uyku hormonu bu saatlerden itibaren artar. Modern yaşam bizi daha geç yatıp daha geç kalkan, gece ile gündüzü birbirine karıştıran insanlar haline getirdi. Bazı bilim adamları kanser oranlarında ki artıştan uyku zamanlarında ki bu kaymayı sorumlu tutuyorlar. Gece-gündüz vardiyalı olarak çalışan kişilerde yani uyuması gereken saatte çalışan, çalışması gereken saatte uyuyanlarda başta prostat kanseri olmak üzere meme, kalın barsak gibi bazı kanser türlerinin daha fazla görüldüğü gösterilmiştir. Japonya’ da yapılan bir çalışmada prostat kanserinin gece vardiyasında çalışan erkeklerde 4 misli daha fazla olduğu görüldü.

            Uyku esnasında bünyemizde pek çok değişiklik olur. Vücut ısımız düşerken kalp hızımız dakikada 40’a kadar yavaşlar. Kaslar ve sinirlerde ki gevşeme yüzünden çoğumuz gece uyandığımızda ellerimizi uyuşmuş hissederiz. (Bazı kişilerin bu masum uyuşmaları felç habercisi olarak yorumlayıp boş yere endişe ettiklerini biliyorum. Gece her iki elinizde birden olan geçici uyuşmaları dert etmeyin..)             İdeal uyku; tüm uyku fazların yaşandığı sıralı uykudur Uykumuzda, iç içe geçmiş dört sıralı faz vardır. Bu fazların en önemlisi tüm uyku süresinin %15’ini yapan dördüncü faz olup kaslarımızda ki gevşeme, bedensel ve ruhsal olarak dinlenme bu dönemde olur. Kısa uyuyan veya sık uyanan kişiler, bu uyku fazlarını tam olarak yaşayamazlar ve hep başa döndükleri için bir türlü dinlendirici dördüncü faza giremezler. Gece sık tuvalete kalkan prostatlı hastaların veya meme vermek, çocuklarının üstünü örtmek için sık sık uyanan annelerin toplam uyku saatleri fazla olsa bile dinlenememelerinin nedeni budur.

                      Uyku sorunu olan insanları kabaca üç gruba ayırabiliriz......

1.Bir türlü uykusu gelmeyen “Doldur boşalt” çılar. Genellikle yoğun, stresli bir iş temposu veya özel hayatında sorunları olan gergin kişilerdir. (Ah bir dalsalar sabaha kadar uyuyacaklar...) Kafaları o kadar doludur ki yatağa yattıklarında bile beyinleri çalışmaya devam eder. Doluya koyarlar almaz, boşa koyarlar dolmaz. Bir yandan koyun sayarken öte yandan ertesi günün programını yaparlar. Gecenin bir yarısı kalkıp not alan,  planlar yapıp tekrar yatan hastalar biliyorum. (Bir hastam “gündüz aklına bile gelmeyen orijinal fikirlerin” tam uykuya dalarken aklına geldiğini ve bu yüzden uykusuzluğu sevdiğini söylemişti.)

2.Kolay uyuyan ancak ara uyanmaları olan hastalar. Hemen uyur ama sık sık uyanırlar. Deviasyon veya geniz eti gibi organik rahatsızları olan, yüksek tansiyonlu,  aşırı kilolu, çok horlayan hastalar bu gruptadır. çoğu uyandığının farkına bile varmaz, öbür taraflarına dönüp tekrar uyumaya çalışırlar. Uyuduğunu zannedip de aslında uyuyamayan bu gizli uykusuzların tipik özelliği sabah yorgun kalkmalarıdır...

3.Kolay uyuyan ancak erken uyanan hastalar. Uyuduktan birkaç saat sonra uykularını almış gibi birden uyanırlar. (Ne hikmetse çoğunun yanında mışıl mışıl uyuyan bir eş vardır.) Cin gibi yatakta oturur veya dön sağa, dön sola sabahı zor ederler. Bu grup hastalar da depresyon sık görülür. Şuur altlarında çözülmemiş bir sorun veya bazen kendi kendilerine bile söylemedikleri bir problemleri olabilir.....

              İyi bir uyku için...

            Her gün gazetelerde okuduğunuz papatya çayı için, ılık banyo alın, kısa bir yürüyüş yapın gibi önerilerin işe yaradığına inanmıyorum. Eğer organik bir rahatsızlığınız yoksa iyi bir uyku için tek şeye ihtiyacınız var: “huzur”. Eğer huzurunuz yok ise, yatağa yattığınızda sorunlarınızı kafanızdan atamıyorsanız, “neden böyle oldu, niye şöyle yaptım” diye kurup duruyorsanız papatya çayının içinde yüzseniz bile uyuyamazsınız. (Bu yüzden boşuna yastık, yatak değiştirip durmayın..) Bence iyi uyumanın olmazsa olmaz şartı bedensel olarak yorulmaktır. Günümüz insanı masa başında çalışıyor. Evrimsel sürece baktığımızda milyonlarca yıl boyunca bedenimizi kullandık. En az 20 milyon yıl yiyecek topladık, ağaçların tepesinde gezdik. Sonra avcılık dönemi başladı hayvanların peşinde koştuk. Birkaç yüz yıl öncesine kadar tüm gün tarlada güneşin altında çalışıyorduk. Derken modern çağ bizi masanın başına mahkum etti ve yerimizden kımıldamaz olduk. Bu durum uykuya kolay geçmemizi sağlayan neurotransmitterlerin yeteri kadar salgılanmasına engel oluyor, uyusak bile erkenden uyanıyoruz. Çok basit bir araştırma ile, bedensel çalışanlarla zihinsel çalışma yapanların kıyaslanması bu tezimin doğruluğunu gösterecektir. Ne yapalım? derseniz işimizi değiştiremeyeceğimize göre kaslarımızı kullancak bazı aktiviteler bulmamız gerekli. Benim gibi düzenli spor yapmayı deneyebilirsiniz. Hergün yapılacak bir saatlik koşu veya hızlı tempoda yürüyüş belirli bir zaman sonra uykularınızın düzene girmesini sağlayabilir. "Bugün yürüyeyim bakayım uyuyacak mıyım?" derseniz bu biraz zor. Yeni düzene alışması için vücudunuza vakit vermeniz gerekir.

              Kısa süreli uyku sorunlarında hemen ilaca sarılmanızı önermiyorum. Hepimizin hayatında sorunlu, sıkıntılı günler olabilir ve “Zaman” pek çok şeyin ilacıdır. Uzun süreli uykusuzluklarda ise altta yatan sorunun anlaşılması için bir doktora başvurmanızda fayda var. Doktorunuz hafif bir antidepresan veya düşük dozda bir uyku ilacı vererek uykularınızı kolayca düzenleyebilir....    

04 Mart 2008 Salı / 15981 Kişi Okudu
Yorumlar
Copyright © 2006 - 2017 DoktorMurat.Net, Yasal Uyarı ve Gizlilik, Site Haritasi
Dr.Murat KINIKOĞLU Sağlıklı Yaşam Rehberiniz
İntermed Sağlık Merkezi Teşvikiye cad. No: 63 Nişantaşı Şişli/İstanbul
Tel: 0212 225 06 60 - Faks: 0212 2250895