Üye Girişi
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Üyelik Formu
E-Posta Adresiniz :
*
Şifreniz :
*
Adınız :
*
Soyadınız :
*

İnsanoğlunda ki “Sağlıklı ve uzun yaşama arzusu” bitmeyeceğine göre bizim vitamin ve ilaç muhabbetimiz de hiç bitmeyecek. Geçenlerde gazetede “Fazla vitamin kanser yapıyor...” diye bir haber okuyunca “doğruluk payı oldukça yüksek” bu haber üzerine  bir şeyler yazmak istedim....

            Vitamin preparatları iki şekilde alınır;

            1.Belirli bir hastalığın tedavisi veya ortaya çıkmasını önlemek amacıyla alınan vitaminler. Bu gruba örnek olarak şeker hastalarının, böbrek hastalarının veya hamilelerin aldığı vitaminleri gösterebiliriz. (Doktor önerisiyle alınan bu vitaminler için diyecek hiçbir şeyim yok.)

            2.Hiçbir bir sağlık sorunu olmadığı halde sadece “Ahmet bey, Necla hanım alıyor ben neden almayayım..” düşüncesiyle yutulan vitaminler. (Bu şekilde vitamin ve antioksidan alınlar kendilerine zarar veriyor olabilirler....)

            Esasında biz doktorlar açısından “vitamin öneren” doktor olmak her zaman daha iyidir. Tecrübeyle sabit;  reçetesine “kendisini daha uzun yaşatacak bir hap”  yazılı olduğunu düşünen hasta yanınızdan daha mutlu ayrılır ve çıkışta kredi kartı slipini imzalarken parasının karşılığını almış olmanın huzuru ile sekreterinize gülümser. “Vitamini boş ver, soğan ye, meyve ye, süt iç, zayıfla, spor yap” diyen doktorların hastaları ise ödeme yaparken “Ben zaten bunları biliyordum, boş yere gitti bizim paracıklar..” diye düşünerek surat yaparlar...

            “Vitamin dünyası” bol karlı, neşeli, mutlu, pembe bir dünyadır. Çok az üretim maliyetine karşılık çok para kazanan ilaç firmaları mutludur; depolar mutludur, eczaneler mutludur, konuyu işleyip tiraj artıran gazeteler mutludur, vitamini alıp sağlıklı yaşayacağını düşünen hasta mutludur, hepsinden önemlisi reçete yazarken “uzun ve sağlıklı yaşamın sırrını bilen bilge adam” rolünde ki doktor mutludur..

            Peki kardeşim, herkes mutlu, seni geren ne derseniz beni geren iki şey var;

1.      “Faydası kanıtlanmamış bu ilaçlara” her yıl devlet kesesinden “milyon dolarlar” ödenmesi. (Beş yıl ağrı kesici ve vitamin bedellerini ödemesek sağlık sisteminde büyük reformlar yapacak mali güce kavuşabiliriz...)

2.      Bazı Antioksidan ve vitaminlerin yan tesirleri ve “kanser yapıcı etkileri” kanıtlanmış olmasına rağmen yukarda bahsettiğim mutluluk zinciri yüzünden kullanımlarının her geçen gün daha da artması. (Örneğin; muhtemelen şu anda yuttuğunuz antioksidanın içinde bulunan “beta karoten” maddesinin akciğer kanserini %28 oranında artırdığı gösterilmiştir.)

         Hastalarım arasında minik hapçıklarından bir türlü ayrılamayan,  vitaminlerine aynı bir sevgiliye bağlanır gibi tutkuyla sarılanlar olduğunu görüyorum. Bir hastama “E vitaminini almayın hiçbir işe yaramıyor..” dediğimde bir yakınını kaybetmiş gibi birden mahzunlaşıp derin bir iç çekerek “Ama doktor beycim tam on yıldır alıyorum onu...” demişti... İçim paralandı... Kendisini öyle bir şartlamış ki vitamininden ayırdığım takdirde depresyona girebileceğini düşünüp sadece dozu azaltmakla yetindim. Bildiğiniz gibi şimdiye kadar E vitamininin antioksidan özellikleri dolayısı ile kansere ve kalp hastalıklarına iyi geldiği düşünülüyordu. Önce bir çalışmada 10 bin yaşlı hastayı kapsayan bir çalışmada her gün 200-400 mg. E vitamini alan kişilerin hiçbir yarar görmediği gibi kalp hastalığı risklerinin arttığı gösterildi.  İkinci bir çalışmada ise 45 yaş ve üzerinde ki 40 bin sağlıklı kadına 10 yıl süreyle düzenli olarak “E vitamini” ve “aspirin” verildi. Sonuçta; Vitamin E vitamininin ve düşük doz aspirinin sağlıklı kadınları kalp krizinden, felçte ve kanserden koruyucu hiçbir etkisinin olmadığı anlaşıldı......

         Yıllardır C vitamininin soğuk algınlığına karşı birebir olduğunu söyledik durduk. Halen, özellikle kış günleri gribe karşı kendini korumak için her gün bir adet C vitamini yutan pek çok insan vardır. Avustralyalı Halk Sağlığı Profesörü Bob Douglas bu konuda yapılmış 60 çalışmayı incelemeye aldı ve şu sonuca ulaştı “Soğuk algınlığına yakalanma oranı açısından düzenli C vitamini yutanlarla yutmayanlar arasında hiçbir fark yok”. Dahası, “Women’s Health Study” adı verilen bir diğer geniş kapsamlı araştırmada C vitamininin şeker hastalarında damar sertliğini artırdığı gösterildi.

            VİTAMİN VE ANTİOKSİDANLAR ÇÖPE....

             Antioksidan ve vitaminlerin faydalı olması başka şeydir, fabrikalarda hazırlanmış kimyasal maddelerin yutulması başka şeydir. Yeşilbiber yerken aldığımız C vitamini ile yuttuğumuz C vitamini tabletinden aynı faydayı göremezsiniz. Bu yüzden ekstra vitamin ve antioksidan almayın. Ben garibe inanmıyorsanız Dünyanın en saygın tıp dergilerinden New Scientist’e yazan Dr. Halliwell’e inanın (5 Ağustos 2006). “Flavonid açısından zengin yiyeceklerle beslenin. Aşırıya kaçmadan kırmızı şarap, yeşil çay için, bol bol taze sebze meyve yiyin. Araştırmalar netleşmeden antioksidan hap almayın.”

04 Mart 2008 Salı / 17510 Kişi Okudu
Yorumlar
Copyright © 2006 - 2017 DoktorMurat.Net, Yasal Uyarı ve Gizlilik, Site Haritasi
Dr.Murat KINIKOĞLU Sağlıklı Yaşam Rehberiniz
İntermed Sağlık Merkezi Teşvikiye cad. No: 63 Nişantaşı Şişli/İstanbul
Tel: 0212 225 06 60 - Faks: 0212 2250895