Üye Girişi
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Üyelik Formu
E-Posta Adresiniz :
*
Şifreniz :
*
Adınız :
*
Soyadınız :
*
Koşu veya yoğun spor yapanların uyuşturucu almış gibi kendilerinden geçtiklerini biliyor muydunuz? Kısa koşulardan bahsetmiyorum, bu işi gerçekten spor amacıyla yapan, günde bir saatten az spor yapmayan kişilerden bahsediyorum. Bizim ülkede fazla yok ama batı ülkelerinde spor bağımlılarının sayısı oldukça fazla. Tabii bu bağımlılığın güzel bir farkı var; koşunun uyuşturuculardan farklı olarak hiçbir zararı yok, üstelik yalnız mutluluk vermekle kalmıyor aynı zamanda insanın ömrünü uzatıyor.
            Archives of Internal Medicine dergisinin Ağustos sayısında yayınlanan bir makale koşunun yaşlanmayı geciktirici etkisini bir kez daha gösterdi. Düzenli koşu alışkanlığı olan 50 yaşın üzerindeki 538 kişi ile koşu yapmayan 423 kişiyi 20 yıl süreyle takip ediliyor. Bu süre içinde düzenli koşu yapanların %15’i, koşu yapmayanların ise %34’ü ölüyor. Gördüğünüz gibi oldukça önemli bir fark var. Hayatta kalan ve hala spora devam eden katılımcılar şu anda 70-80 yaşlarındalar. Araştırmayı yapan doktorlar düzenli koşu yapmanın özellikle felç ve kalp krizinden ölümleri azalttığını söylüyor. Hastalarımın içinde koşu yapmayı “bir nevi zorlama” gibi kabul eden, dizleri veya kalbi için zararlı olabileceğini düşünenler olduğunu biliyorum. Eğer obez değilseniz ve başka bir ortopedik kusurunuz yoksa koşu yapmak hem kalbiniz hem de dizleriniz için son derece yararlıdır.  
            Çağımızın sık görülen rahatsızlarından birisi olan depresyonun bu kadar artma nedenlerden birisinin eskisi kadar bedensel hareket yapmamamız olduğunu düşünüyorum. Artık yorulmuyoruz, daha doğrusu bedenimiz değil sadece zihnimiz yoruluyor. Kaslarımızı yeteri kadar kullanmayınca fiziksel aktivite ile tetiklenen mutluluk hormonları aktive olmuyor. Tarlada, güneşin altında saatlerce çalıştıktan sonra ağrıyan kaslarıyla kavak ağacının serin gölgesinde ayran yudumlayan Mehmet Amca, üzerinde yarına yetişmesi gereken onlarca dosya olan bir masada neskafesini yudumlayan Nuri Bey’den daha mutluydu.
            Daha önce yapılan çalışmalar koşunun kandaki mutluluk verici endorfin miktarını artırdığını göstermişti. Bu artışın beyni etkileyip etkilemediğini merak eden Bonn Üniversitesinden Dr. Henning Boecker koşmadan önce ve iki saatlik koşudan sonra beyin grafikleri aldı. Çalışmada, koşan kişilerin beyinlerinin romantik duygularla ilgili bölgelerinde endorfin salınımı olduğu görüldü. Dr. Boecker, koşmanın beyinde aynı güzel bir müzik parçası dinler gibi etki yaptığını söylüyor. Sonuç olarak hem mutlu olmak için hem daha uzun yaşamak için koşunun bire bir olduğunu söyleyebilirim. Hadi bakalım, mazeret uydurmak yok... Her şeyin olduğu gibi sağlıklı kalmanın da bir bedeli var. Yarından itibaren eşofmanları giyip koşuya başlayalım.  
19 Mayıs 2009 Salı / 15349 Kişi Okudu
Yorumlar
Copyright © 2006 - 2017 DoktorMurat.Net, Yasal Uyarı ve Gizlilik, Site Haritasi
Dr.Murat KINIKOĞLU Sağlıklı Yaşam Rehberiniz
İntermed Sağlık Merkezi Teşvikiye cad. No: 63 Nişantaşı Şişli/İstanbul
Tel: 0212 225 06 60 - Faks: 0212 2250895