Üye Girişi
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Üyelik Formu
E-Posta Adresiniz :
*
Şifreniz :
*
Adınız :
*
Soyadınız :
*

Dünyada uygulanan iki tip Domuz Gribi aşısı var. Amerikanın kendi vatandaşları için kullandığı aşının üretimi zor ve zaman gerektiriyor. Salgının ilk günlerinde ölüm riskinin yüksek olduğunu düşünen ABD, koruyuculuğu yüksek, yan tesiri az olan bu aşının sadece kendi vatandaşları için üretilmesini sağladı. Avrupadaki ayrıcalıklı bazı insanlar ve meslek grupları da bu aşıdan faydalanabiliyor ancak bizim de aralarında olduğumuz dünyanın geri kalan kesimi katkı maddeli aşı yaptırmak zorunda.

“Herkes grip aşısı olur, Amerikalılar Sequelen’siz aşı olur...”

Katkı maddesi (adjuvan) virüsün vücudun bağışıklık sistemi tarafından kolayca tanınması için aşıya eklenen dolgu maddeleridir. Bilim adamları bu maddelerin zararsız (!) olduğu iddia ediyor ancak iş “Neden Amerikalılar adjuvansız aşı kullanıyor da biz adjuvanlı aşı kullanıyoruz?” sorusuna geldiğinde kem küm ediyorlar. Onlar yerine cevabı ben vereyim: ABD bizim aşılarda kullanılan ve “Sequalene” adı verilen maddenin kendi vatandaşlarına uygulanacak aşılarda kullanılmasını istemiyor. Neden derseniz, bu maddenin sağlığa zararlı olduğuna dair ciddi bilimsel bulgular var. “Sequalene zararsız bir maddedir” diye açıklama yapacak meslektaşlarımdan, İsveç Karolinska Enstitüsü’nün, tek bir doz Squalenenin bile bağışıklık sistemini etkileyerek artrite neden olduğunu gösteren aşağıdaki çalışmasına göz atmalarını rica ediyorum. (The endogeneous adjuvant squalene can induce chronic T-cell-mediated arthritis in rats, American Journal of Pathology (2000) Jun:156(6):2057-65;18.). (İlgilenenlere Sequalene’in olumsuz etkilerini gösteren birkaç literatür daha yollayabilirim.)

Amerika neden squalenesiz aşı kullanıyor.

Amerikanın katkı maddesiz aşı kullanmakta ısrar etmesinin nedeni körfez savaşından edindikleri tecrübedir. 1990-2003 yılları arasında savaşa giden askerlere yapılan Sequaleneli aşılar askerlerde Gulf War Syndrome (GWS) adı verilen ve yorgunluk, baş ağrısı, sersemlik hissi, hafıza problemleri, kas ve eklem ağrıları, hazımsızlıkla seyreden bir dizi şikâyetlerin oluşmasına neden oldu. (Konu ile ile ilgilenenler Gary Matsumoto adlı yazarın “Vaccine A” adlı eserini okuyabilirler.)

Domuz Gribi ve aşısı ile ilgili tartışmalar önümüzdeki günlerde gündemi işgal etmeye devam edecek. Meksikalı Hernandezin hasta olmasından bu yana geçen 6 ay 10 günlük sürede neler oldu kısaca özetleyelim:

1-Bugüne kadarki seyri, Domuz Gribinin ölüm oranının diğer griplerden yüksek olmadığını gösterdi. Yani ilk günkü “ağır bir grip geçirebilirsiniz ama paniğe gerek yok” görüşümüz devam ediyor. Ben şahsen bugüne kadar 40ın üzerinde hasta gördüm. Çok hafif atlatanlar da oldu yatak döşek yatanlar da olanlarda oldu. Biri astım hastası olmak üzere iki şişman hastam dışında endişelendiğim bir vaka olmadı, onlar da hafif bir destek tedavisi ile süratle iyileştiler.

2-Başka ne oldu: on yıldır eczahane raflarında bekleyen ve onca kampanyaya rağmen bir türlü satmayan Tamiflu adlı ilacın tüm dünyadaki stokları iki ay içinde tükendi. İlacı bulan Gilead Sciences firmasının en büyük ortağı ABD eski savunma bakanı Donald Rumsfeld ve üretim hakkını elinde bulunduran Roche firmasının hisse senedi sahipleri daha zengin oldu.

3-Gazetelerden okuduğumuz kadarıyla, televizyona çıkarak “ben de aşı oldum” diyen Amerikada yaşayan ünlü Türk doktorunun (aynı zamanda danışmanlığını yaptığı) SİGA ilaç geliştirme şirketindeki 150.000 hissesinin değeri 1.35 dolardan 7.10 dolara çıktı. Benim ilgimi daha çok şirketin savunması çekti “Biz domuz gribi aşısı üretmiyoruz, gelecekte ortaya çıkacak hastalıklar üzerinde çalışıyoruz” dediler. Bu açıklamayı, önümüzdeki yıllarda sürpriz sağlık sorunlarıyla karşılaşacağımızın habercisi olarak kabul ettim, tüylerim diken diken oldu.

Gözden geçirilmiş son haliyle kimler Domuz Gribi aşısı olmalı?

1-Elli yaşından büyükler. Ben aşı olmayacağım. (Obamanın bana yollamaya söz verdiği Sequalenesiz Amerikan aşısının gelmesini bekliyorum.) Yaşınız benim gibi 50 den büyükse, büyük olasılıkla daha önceden influenza virüslerinden etkilendiğiniz ve koruyucu antikorlara kısmen de olsa sahip olduğunuz için siz de aşı olmayabilirsiniz. Böylece hayatınızın geri kalan kısmında bir yerleriniz ağrıdığında “Sequaleneli aşıdan mı oldu?” diyerek Sayın Sağlık Bakanının kulağını çınlatmanıza gerek kalmaz.

2-Çocuklarınızı aşılatın. Bana telefon açıp fikrimi soranlara çocuklarını aşılatmalarını söylüyorum. İki nedenle; birincisi benim gibi bilimsel kanıtlara dayalı tıp yaptığı iddiasında olan doktorların hastalarını tedavi ederken (tam olarak akıllarına yatmasa dahi) tıbbi kurulların aldığı kararları uygulaması gerekir. Aksi takdirde büyük bir kaos ortaya çıkar ve bizim de televizyonda boy gösteren “otçu profesörler”den farkımız kalmaz. İkincisi “aşı olmayın” deme kararının getireceği manevi yükü göğüslemenin zorluğudur. Düşünsenize bir anneye çocuğuna aşı yaptırmamasını söylüyorsunuz ve çocuk Domuz Gribinden ölüyor... Allah korusun, ne biz bu yükü kaldırabiliriz, ne de anne baba olarak sizler bu acının altından kalkabilirsiniz. O yüzden şu an için böyyük ve Uluslararası bilimsel kurulların önerileri doğrultusunda çocuklarımızı aşılatmaktan başka çaremiz yok.

3-18-50 yaş arasındaki grup. Gerek benim kendi hastalarımdan edindiğim tecrübe gerekse Dünya Sağılık Örgütünün yaptığı uyarıya dayanarak fazla gün ışığı görmeyen, yürüyüş-egzersiz yapmayan şişman insanların aşı olmasını tavsiye ediyorum. Geri kalan gurup okuyup işittiklerinin ışığında kararlarını kendileri vermeliler.

17 Kasım 2009 Salı / 14381 Kişi Okudu
Yorumlar
Copyright © 2006 - 2017 DoktorMurat.Net, Yasal Uyarı ve Gizlilik, Site Haritasi
Dr.Murat KINIKOĞLU Sağlıklı Yaşam Rehberiniz
İntermed Sağlık Merkezi Teşvikiye cad. No: 63 Nişantaşı Şişli/İstanbul
Tel: 0212 225 06 60 - Faks: 0212 2250895