Üye Girişi
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Üyelik Formu
E-Posta Adresiniz :
*
Şifreniz :
*
Adınız :
*
Soyadınız :
*

Kalp damarlarında daralma olan kişilerin önünde üç tedavi seçeneği vardır.

            (1) Diyet ve egzersiz esasına dayanan, adına “Kapsamlı Yaşam Değişikliği Programı” dediğimiz önlemler ve ilaç tedavisi,

            (2) Daralan damara stent takılması ve

            (3) Baypas operasyonu.

              Kalp damar hastalıklarının tedavisinde kolay, risksiz ve maliyetsiz olması açısından birinci yolun öncelikli olarak tercih edilmesi gerekirken hastaların ikinci ve üçüncü seçeneklere yönlendirildiğini görüyoruz. Türk Kardiyoloji Derneğinin eski genel sekreteri Prof. Dr. Ömer Kozan birkaç yıl önce “Türkiye ilaç kaplı stent mezarlığına döndü” diyerek sorunun ciddiyetine dikkat çekmişti. Geçen yıllar boyunca sorun çözüleceğine daha da büyüdü.

Stent uygulamasında iki önemli sorunla karşı karşıyayız:

1-Stent kararı verilirken uluslar arası tıbbi kriterler göz ardı ediliyor. Bir diğer deyimle stent takılmasına gerek olmayan kişilere de stent takılıyor. Bu hastalar hem ileriki dönemlerde tıkanma riskiyle yüz yüze kalıyor hem de hayat boyu kan sulandırıcı pahalı ilaçları kullanmaya mahkûm oluyorlar.

2-Hastalar - aynı işi gördükleri halde- ucuz stentler yerine pahalı stentlere yönlendiriliyor.

            Daha önce de yazdım, sağlık sistemimizin en önemli sorunlarından biri tıbbi kayıt ve istatistiklerin ciddi tutulmamasıdır. Örneğin hangi hastanede, kime, hangi doktorlar tarafından kaç stent takıldığı, kaç hastanın masada kaldığını, kaç hastanın kısa ve uzun dönemde iyi olduğunu, stentlerin ne kadarının tıkalı olduğunu, ne kadarının açık kaldığını bilmiyoruz. Hastaneler; aman kimse duymasın, basına çıkmayalım düşüncesi ile hatalı uygulamalarını, komplikasyon ve ölüm oranlarını mümkün olduğunca gizliyorlar. Bakın Radikal gazetesine yansıyan bir haberde bir özel hastanede çalışan kardiyoloji uzmanı Dr. Rıza P. ne diyor:

            “İstanbul’da bazı özel hastanelerde, anjiyo sonrasında, yüzde 80 oranında gereksiz stent kullanımı yapılıyor. Hasta ameliyathanedeyken, doktor ya da hemşire olmayan bir hastane personeli, ilaçsız stendin koruyuculuğunun düşük olduğunu belirtip pahalı olan ilaçlı stente yönlendiriyor. Kullanılan stent için fatura da kesilmiyor. Ancak ortada bazı özel hastanelerin ilaçlı stent üzerinden elde ettiği çok ciddi bir kâr var.”

            Hiçbir şikâyeti olmadan sadece bir kontrol olayım diyerek hastaneye gidip kendisini anjiyo laboratuarında bulan pek çok hasta biliyorum. Artık hastaneye gitmek kolay ya, kolesterol yüksek çıkınca bir de efor testi yapalım diyorlar. Efor testi şüpheli çıkınca en iyisi bir anjiyo olmak önerisi geliyor. Kıymetli meslektaşım Prof. Dr. Murat Tuzcu bu konuda bakın ne diyor:

            “Zaman zaman gereksiz yere uygulandığı iddia edilen işlemlerden biri de, kalbi besleyen damarların koroner anjiyografi denilen yöntemle görüntülenmesi. Bu pahalı ve az da olsa riskli olan işleme kalkışmadan önce, damarlarda darlık olduğunu düşündürücü bir durumun bulunması gerekiyor. “Bir bakıp kontrol edelim” demek yanlıştır. Hiçbir şikâyeti olmayan bir kişide efor testinde ufak bir anormallik bulunması anjiyografi için bir neden değildir.”

            Murat Hoca böyle diyor ama hastanın içine korku bir kez salındı mı durmak ne mümkün, hasta bir hafta sonra kendisini anjiyo laboratuarında buluyor.

            Bir gazete haberi:

            Tahir M. (stentzede Güner G.’in damadı)

“SSK emeklisi kayınvalidem Güner G., kalp krizi geçirdi. Ancak devlet hastanesinde yoğun bakım olmadığı için, … civarındaki özel bir hastaneye ambulansla sevk edildik. Hastamıza anjiyo yapıldıktan sonra ameliyathaneden çıkan bir hastane personeli, stent takılması gerektiğini söyledi. Hastamızın SSK’lı olduğunu belirterek stent takılmasını onayladık. Hastane yetkilileri SSK’nın karşıladığı ilaçsız stenttin kısa sürede tıkandığını ama ilaçlı stentlerin çok daha uzun süre tıkanmadan idare edeceğini söyledi. Özel hastane yetkilileri öyle bir şekilde sizinle konuşuyorlar ki, ilaçlı stent taktırmaya mecbur kalıyorsunuz. Bir yandan hastanız içeride ameliyat masasında yatarak vereceğiniz kararı bekliyor bir yandan da hastane personeliyle stent için pazarlık yapmak zorunda kalıyorsunuz. Bize ilaçlı stentin de 2 bin-3 bin 500 dolar arasında değişen 2 farklı tipinin olduğu söylendi. Ucuz olanını seçtik. Yetkili kişi ameliyathaneye girdi. 5-10 dakika sonra tekrar yanımıza gelerek, seçtiğimiz ilaçlı stent tipinin, hastanın damar yapısı ince olduğu için uygun olmadığını, bu yüzden pahalı olan diğer ilaçlı stent tipinin kullanılması gerektiğini söyledi. Mecburen kabul ettik, zaten başka bir şansımız da yoktu. 1 yıl önce, 4 bin 500 lira ilaçlı stent bedeli ödedim. Faturası da elimde.”

            Stent uygulaması, doğru hastaya yapıldığında hayat kurtarıcıdır. Örneğin şiddetli bir göğüs ağrısı ile acilen hastaneye ulaşan bir hastanın tıkanmak üzere olan damarına stent takılması, doku hasarını (kalbin zedelenmesini) önler ve hayat kurtarır. En ufak eforun bile angina dediğimiz göğüs ağrısına neden olduğu hastalarda stent takılması ağrıları ortadan kaldırır. Buna karşılık hiç şikâyeti olmayan bir kişiye ilk uygulama olarak stent takılması doğru değildir. Stent uygulamasında mesele sadece açıkgöz kuruluşlara kaptırılan para değildir. Türkiye’de her yıl yaklaşık 60 bin hastaya stent takılıyor. Stent uygulaması söylendiği kadar basit olmayan, ölüm riski içeren bir işlemdir. Stent takılan her yüz hastadan birisi işlem esnasında (veya sonraki bir iki gün içinde) hayatını kaybeder. Bu Türkiye’de her yıl 6 bin kişinin işleme bağlı olarak hayatını kaybetmesi demektir. (Uzun vadede tıkanma riskini ve diğer komplikasyonları saymıyorum.)

              Tıbbı endikasyon açısından bakıldığında ilaçlı stent oranının yüzde % 15 gibi olması gerekirken bazı özel hastanelerde bu oranın % 80’e çıktığını biliyoruz. Bu oranlar gösteriyor ki işin içinde hastanın iyi olmasının dışında amaçlar var.

              Son söz olarak gene Dr. Murat Tuzcu’yu dinleyelim: “Hiçbir şikâyeti olmayan hastalarda, hayati tehlike de yoksa, stent kullanımının yararlı olmadığı biliniyor. Yapılan karşılaştırmalı araştırmalar koroner damarlardan birinde yüzde 80-90 daralık olsa bile, başka bir gereklilik yoksa stent yerine hayat tarzı değişiklikleri ve ilaçla tedavinin sağlıklı bir yaşam için yeterli olduğunu gösteriyor.

            Dünyanın bin bir hali var. Yukarıdaki satırları ilerde bir gün size de stent önerirler diye yazdım. Soğukkanlı olmakta, acele etmemekte her zaman fayda olduğunu unutmayın.

03 Haziran 2011 Cuma / 24334 Kişi Okudu
Yorumlar
Copyright © 2006 - 2014 DoktorMurat.Net, Yasal Uyarı ve Gizlilik, Site Haritasi
Dr.Murat KINIKOĞLU Sağlıklı Yaşam Rehberiniz
İntermed Sağlık Merkezi Teşvikiye cad. No: 63 Nişantaşı Şişli/İstanbul
Tel: 0212 225 06 60 - Faks: 0212 2250895