Üye Girişi
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Üyelik Formu
E-Posta Adresiniz :
*
Şifreniz :
*
Adınız :
*
Soyadınız :
*
Tam kan sayımı en çok yapılan kan tetkikidir. Yanına yıldız konulmuş anormal değerleri gören hastalar ne anlama geldiğini bilmedikleri için boş yere telaşlanırlar.  
Kan sayımı öncelikle hastada anemi (kansızlık) ya da vücutta bir enfeksiyon olup olmadığını, (varsa muhtemel nedeni hakkında) bilgi veren bir tetkiktir. Dolaylı olarak kan kanseri, kemik iliği kanseri ve pek çok ciddi hastalık hakkında da bilgi verebilir. Dikkat! Bayanların adet esnasında kan sayımı yaptırmaları değerleri etkiler, acil bir durum yoksa period bitiminden sonra bir kaç gün geçmesini bekleyin. Yoğun sportif aktivitelerden sonra verilen kanlar da yanlış sonuç verebilir.     
Kan sayımını gösteren tahlil kâğıdını elinize aldığınızda yukarıdan aşağıya doğru şu değerleri göreceksiniz:
Lökosit sayısı (WBC) 
Lökositler (akyuvarlar) vücudu mikroplara, virüslere ve diğer yabancı maddelere karşı koruyan bağışıklıktan sorumlu beyaz kan hücreleridir. Kanda, lenf sisteminde, dalak ve diğer vücut dokularında bulunurlar.  Tıp dilinde lökosit sayısının yükselmesine lökositoz, düşmesine lökopeni adı verilir. 
Ortadaki beyez olan lökosit, kırmızılar eritrosit
Lökosit değerinizin sınırın biraz üzerinde veya altında olması hemen sizi telaşlandırmasın. Basit bir soğuk algınlığında, vücudun herhangi bir yerinde küçük bir enfeksiyon olması halinde lökosit sayımı yükselir. Grip gibi viral enfeksiyonlarda lökosit sayısı düşebilir. Hamilelik lökosit sayımını yükseltir. Sigara içenlerde -kendileri farkında olmasa da- hafif bir bronşit ve farenjit durumu olduğu için lökosit değeri biraz yüksek çıkabilir. Lökosit sayınız 15.000 üzerindeyse tedaviden sonra ikinci bir ölçüm yaptırın ve normale inip inmediğini kontrol ettirin.  
Eritrosit sayısı 
Eritrositler alyuvar veya kırmızı kan hücreleridir, akciğerlerimizden dokularımıza oksijen taşırlar. Resimde görüldüğü gibi iki yanından basık yuvarlak bir disk şeklindedirler. Ortalama yaşam süreleri 120 gündür. Eritrositlerin hücre zarları kişiye göre değişen özel proteinler içerir. Kan gruplarımızın ABO diye ayrılmasının nedeni bu özelliktir. 
Eritrositlerin biraz fazla olması sizi telaşlandırmasın. Son 24 saat içinde ağır egzersiz yapılması değerleri biraz yükseltebilir. Polisitemi dediğimiz hastalıkta eritrosit sayısı çok artar ve kan yoğunlaşır. Kansızlık (anemi) durumunda eritrosit sayısı düşer.    
Eritrosit sayısı klinikte en çok kansızlık (anemi) durumunun tespitinde ve kansızlık nedeninin bulunmasında işimize yarar. 
Hemoglobin 
Eritrosit adını verdiğimiz alyuvarların içinde oksijeni taşıyan protein molekülü hemoglobindir. Bir kişide kansızlık olup olmadığını anlamak için öncelikle hemoglobin değerine bakarız. Genç kadınlar adet kanaması ile eritrosit kaybettiklerinden hemoglobin değerlerinin alt limite yakın olması veya biraz düşük olması normal kabul edilebilir. Hemoglobinin düşük olması o kişide kansızlık olduğunu düşündürür. Tedaviden sonra kansızlığın düzelip düzelmediğini anlamak amacıyla ikinci bir ölçüm daha yaparız. 
(Tek bir insan alyuvarı yaklaşık 270 milyon hemoglobin molekülü, ve her bir hemoglobin molekülü ise dört hem grubu içerir. Oksijeni bağlayan hem grubudur: her hem grubu bir oksijen molekülü bağlar, yani her hemoglobin molekülü dört adet oksijen molekülü bağlayabilir.)
Hematokrit 
Yukarıda bahsettiğim hemoglobin değeri gibi bir kişide kansızlık olup olmadığının anlaşılması için yaptığımız ölçümlerden birisi de “hematokrit” dir. Hematokrit alyuvar hacminin toplam kan hacmine oranıdır. Düşük olması kansızlık belirtisidir. Aynı hemoglobinde olduğu gibi hematokrit değeri de adet gören bayanlarda alt limitte veya limitin biraz altında olabilir. 
MCV 
MCV (Mean Corpuscular Volume) eritrosit adını verdiğimiz oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin büyüklüğünü gösterir.  MCV’nin düşük olması eritrositlerin küçük çaplı olduğunu, büyük olması eritrositlerin normalden iri olduğunu gösterir. (Hesaplamak için hematokrit değeri eritrosit sayısına bölünür, çıkan rakam on’la çarpılır.) 
Mikrositik anemi dediğimiz kansızlık türünde eritrositlerin hacmi küçüktür ve MCV değeri normal limitlerin altında çıkar. Kronik hastalıkların ve demir eksikliği anemisinin tipik özelliğidir. Adet nedeniyle normalin üzerinde kan kaybeden bayanlarda, gastrit, ülser veya bağırsak sisteminden azar azar da olsa kan kaybedenlerde, Akdeniz anemisi rahatsızlığında MCV değeri normalden düşüktür. 
Makrositik anemide tam tersi olarak eritrositlerin çapları büyüktür ve MCV değeri normalin üzerinde çıkar. Pernisiyöz anemide, Vitamin B12 ve Folik Asit eksikliklerinde görülür. 
Normositik anemide MCV değeri normaldir. En çok kemik iliğinin henüz eritrositlerin çapını değiştirmeye vakit bulamadığı akut bir kanama sonrası örneğin mide kanamalardan sonra görülür.  
MCH
MCH (Mean Corpuscular Hemoglobine) eritrosit adını verdiğimiz kırmızı kan hücreleri içinde oksijeni taşıyan hemoglobin miktarını verir. Genellikle eritrositler büyük olunca (Makrositik anemilerde) MCH değeri de yükselir, Mikrositik anemilerde ise eritrositlerin çapı küçüktür, MCV ile birlikte MCH değeri de düşer. 
MCHC 
MCHC (Mean Corpuscular Hemoglobin Concentration) bir kırmızı kan hücresi içindeki ortalama hemoglobin konsantrasyonudur. Hemoglobinin hematokrite bölünmesiyle hesaplanır. Demir eksikliği ve talasemi gibi mikrositik, eritrosit volümünün düştüğü hastalıklarda normalin altına iner, hemoglobinin eritrositler içinde yoğunlaştığı hastalarda örneğin yanık vakalarında ve sferositosiz dediğimiz kalıtsal hastalıkta artar. 
RDW veya RCDW 
RDW veya RCDW (Red Blood Cell Distribution Width ) eritrositlerin volümlerindeki değişiklikleri gösterir. (Eritrositler genellikle 6-8 mikron çapındadır.) Bazı hastalıklarda eritrositler irili ufaklı olur ve RDW değeri yükselir. Vitamin B13 veya Folik asit eksikliğine bağlı pernisiyöz anemi vakalarının çoğunda RDW değeri yükselir. Demir eksikliği anemisinde de gene eritrosit çapları çok değişebildiği için RDW değeri yüksek çıkabilir. 
Trombosit sayısı 
Trombositler kanın pıhtılaşma fonksiyonunu sağlayan küçük kan hücreleridir. Bunlarda alyuvarlar gibi çekirdeksiz disk şeklinde hücrelerdir. 9-10 günlük ömürlerini tamamlayınca dalakta parçalanırlar. Herhangi bir yaralanma durumunda hemen kanayan veya yırtılan damar bölgesine gidip birbirine yapışarak ve damarı büzerek pıhtılaşmayı sağlar ve kanamayı engellerler.
Eritrositlerin arasında mora boyanmış trombositler
Trombosit sayısının az olması kanama riskini artırır, tam tersi fazla olması kanama riskini azaltır. Trombosit seviyesinin normalin biraz altında olması mutlaka bir hastalık olduğu veya kanama olacağı anlamına gelmez, bazı insanlarda (yaklaşık olarak her 20 kişiden birinde) hastalık olmadığı halde normal değerlerin altında bir trombosit seviyesi görülebilir. Aspirin, cyclooxygenase-1 (COX1) enziminin çalışmasını durdurarak tormositlerin fonksiyon görmesini engelleyerek kanamayı kolaylaştırır. Bu etki uzun sürelidir, bu yüzden ameliyat olacak hastalarda aspirinin etkisinin geçmesi için bir hafta önceden kesilmesi önerilir.  
MPV (Mean Platelet Volume)  
Kandaki trombositlerin ortalama büyüklüğünü gösterir. MPV değeri düşüklüğü kemik iliğinde trombosit üretiminde bir sorun olduğunu akla getirir. Yüksek olması, bir nedenle kemik iliğinde trombosit üretiminin hızlandığı anlamına gelir. MPV düşüklüğüyle trombosit sayısının birlikte düşük olması Aplastik Anemi açısından anlamlıdır.  
PDW (Platelet Distrubition Width)
Trombosit çaplarının değişkenliğini gösterir. 
Pct (Platelet crit)
Trombositlerin kanın % kaçını yaptığını gösterir. Tek başına bir anlam ifade etmez. 
Nötrofil (neutrophil) 
Parçalı nötrofil
Nötrofiller vücudumuzu bakteri ve mantarlara karşı savunan hücrelerdir. Mikrop saldırısında -örneğin elinizi kirli bir şeyle kestiğinizde- bölgeye ilk gelen savunma askerleri nötrofillerdir. Ömürleri ortalama 4-5 gündür. Lökositlerin % 60-70’ini nötrofiller yapar. Bakterileri yutup öldürürken kendileri de ölürler. Bu yüzden iltihapların içinde çok miktarda nötrofil bulunur. Laboratuar ölçümünde çomak nötrofil ve parçalı nötrofil olmak üzere iki şekilde bulunur.  
Çomak nötrofil 
Nötrofillerin genç halidirler. Normal kan sayımında hiç görülmemeleri ya da sayıca çok az olmaları beklenir. Sayının artması (sola kayma) vücutta nötrofil üretimini aşırı derecede tetikleyen kuvvetli bir iltihap olduğunu düşündürür.   
Eosinofil
Eosinofiller parazit enfeksiyonlarında (örneğin barsak solucanlarında) ve alerjik reaksiyonlarda (örneğin saman nezlesi, astım) görev yapan lökositlerdir. Diğer değerler normalken sadece eosinofil değerinin artması sizi telaşlandırmasın, ciddi bir kan hastalığı anlamına gelmez vücudunuzda alerjik bir tepkime olduğunu düşünüdür. 
Basofil 
Bazofillerde eosinofiller gibi vücudun alerjik reaksiyonlarında görev yapar, alerji kökenli inflamasyonlarda artarlar. Kene gibi büyük parazitlerin ısırması bazofil seviyesini artırır. Normal kan sayımında hiç görülmez veya çok az görülürler. Sayının aşırı artması kemik iliğini etkileyen bir hastalık olduğunu (bazofilik lösemi, kronik myelositer lösemi, vb.) akla getirebilir. Hodkin hastalığında da artabilir.
Lenfosit
Kan sayımını da lenfosit yüzdesinin yüksek olması akla viral bir enfeksiyon (grip gibi) olduğunu akla getirir. 
Üç tip lenfosit vardır. B hücreleri (kemik iliği kaynaklı) antikor üretir, hastalık etmenlerine bağlanarak onları yok eder. T hücreleri (thymus bezi kaynaklı) vücudun bağışıklık cevabından sorumludur. Naturel killer hücreler bir virüs veya kanser tarafından etkilenen veya kanserleşme eğilimi gösteren vücut hücrelerini yok eder. 
Monosit
Diğer lökosit hücreleri gibi savunma görevleri vardır. Mikropları, ölü veya hasta hücreleri bir vakum gibi içlerine alıp yok ederler. Enfeksiyonlarda, ateşli hastalıklarda, lösemi dediğimiz kan kanseri türlerinde, lenfomada artar.  
 
16 Kasım 2013 Cumartesi / 100291 Kişi Okudu
Yorumlar
Copyright © 2006 - 2014 DoktorMurat.Net, Yasal Uyarı ve Gizlilik, Site Haritasi
Dr.Murat KINIKOĞLU Sağlıklı Yaşam Rehberiniz
İntermed Sağlık Merkezi Teşvikiye cad. No: 63 Nişantaşı Şişli/İstanbul
Tel: 0212 225 06 60 - Faks: 0212 2250895