Üye Girişi
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Üyelik Formu
E-Posta Adresiniz :
*
Şifreniz :
*
Adınız :
*
Soyadınız :
*

Her çocuk, doğduğu andan itibaren bir şeyler “istemeye” başlar. Meme emmek ister, temizlenmek ister, sarılmak ister, uyumak ister... “Birisi”olduğunu anladığından itibaren istekleri daha da artar,  çeşitlenir ve özelleşir. Biri üniversiteye, biri liseye giden iki çocuğum var ve bana “Çocuk eğitiminde en zoruna giden şey nedir?” diye sorarsanız bir baba olarak cevabım, onların isteklerine “Gerektiğinde hayır diyebilmek” şeklinde olacaktır. Gözlerinizin içine en masum halleriyle bakıp“Ama baba bütün arkadaşlarımın cep telefonu var...” diyen oğlunuza veya “Bütün sınıf Aslının doğum gününe  gidiyor...” diyen kızınıza “hayır” diyebilmek; somurtmalarına,  küsmelerine, yemek yememelerine, yatarken “İyi geceler babacım” ı bilerek unutmalarına  dayanabilmek gerçekten zor. Bazen kendime  “Neden sen de diğer babalar gibi modern olamıyorsun?  Bak gene “hayır” dedin, hem kendini üzdün hem onları üzdün...” diye kızıyorum. Bildiğiniz gibi modern çocuk eğitiminin en önemli kuralı; çocuklara mümkün olduğunca karışmamak, kendi kararlarını kendilerinin almalarına izin vermek, hayatı kendisinin yaşayarak öğrenmesini ve hatalarından ders çıkararak doğruyu bulmalarını sağlamak!. Ne güzel bir cümle değil mi? Kulağa çok hoş geliyor, ama pratikte öyle mi bilemiyorum..

Günümüz dünyasının reklam bombardımanı altındaki çocukları için hayatın gerçekten zor olduğunu düşünüyorum. Onlardan; televizyonda gördükleri renkli şekerleri, oyuncakları, komşu çocuğun güzel bisikletini veya okulda yanında oturan arkadaşının renkli kalemlerini görmezden gelmelerini isteyebilir miyiz? Bence çocuklarımızın isteklerine karşı yapacağımız tek şey sağlam bir mantık süzgecinden geçirdikten sonra imkanlarımız ölçüsünde, elimizden geldiği kadar onları karşılamak, doğru bulmadığımız veya gücümüzün yetmediği şeyler içinse “hayır” diyebilmek ve söylediğimiz “hayır”ın arkasında durmaktır...Çocuklar, eğer sizin “örnek” ve “sözünde duran” bir kişi olduğunuzu anlarlarsa isteklerini erteleyecek veya tamamen vazgeçebilecek kadar akıllı ve olgundurlar. Sizin tutarlı “evet/hayır”larınızla  içinde mutlu olarak yaşacakları alanın sınırlarını çizer,  haritasını çıkarırlar, yeter ki sizin yaklaşımınızda bir adaletsizlik veya  zayıflık görmesinler...

Bir yemek sofrası düşünelim... Beş yaşındaki küçük çocuk her yemekte kola içmek istiyor.. Anne önce, “Kola senin için zararlı, üstelik aç karnına hiç olmaz..” dedikten sonra çocuğun ağlamasına dayanamayıp veya babanın “Ağlatma çocuğu..” şeklinde karışması ile  bardağını doldurursa, şu anda maalesef ülkemizin pek çok sofrasında küçük çocuklarla anne babaları arasında devam etmekte olan“Kola savaşını” baştan kaybetmiş olur. Bu nedenle çocuğa “hayır” demeden önce acele etmeyip iyice düşünmek gerekir.  “Hayır”larınız, onun her isteğinde, düşünmeden ağzınızdan çıkan otomatik bir refleks haline dönüşürse çocuğun gözündeki değeri azalır. İyice düşündükten sonra söylediğiniz “hayır”ın da kesinlikle arkasında durmalısınız. Çocuğunuz daha çok küçükken (hatta bebekken) defalarca sizi deneyecek, “hayır”ınızın ne derece “sağlam ve değişmez”  olduğunu kontrol etmeye çalışacak, hatta küçük aklı ile politika yapıp “hayır” diyen anne ise babadan, baba ise anneden “evet” almaya çalışacaktır. Ondan daha akıllı ve daha politik olmaya çalışmamız gerekir.....

Pek çok ana baba, çocuklarının istekleri karşısında konunun uzamaması, tartışmanın büyümemesi adına  “Evet” in dayanılmaz kolaylığına sığınıyor, yanlışları görmezlikten geliyorlar.. Böyle olunca da “Evet”lerle beslenen sorunlar bir kartopu gibi büyüyerek ilerliyor, istekler her seferinde bir adım öteye gidiyor ve “Hayır”la çıkacak gürültü de artacağından anne babanın sesi zamanla daha da zor çıkıyor....

01 Mart 2008 Cumartesi / 15694 Kişi Okudu
Yorumlar
Copyright © 2006 - 2017 DoktorMurat.Net, Yasal Uyarı ve Gizlilik, Site Haritasi
Dr.Murat KINIKOĞLU Sağlıklı Yaşam Rehberiniz
İntermed Sağlık Merkezi Teşvikiye cad. No: 63 Nişantaşı Şişli/İstanbul
Tel: 0212 225 06 60 - Faks: 0212 2250895