Üye Girişi
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Üyelik Formu
E-Posta Adresiniz :
*
Şifreniz :
*
Adınız :
*
Soyadınız :
*

Salı günkü yazımda bir güneş ülkesinde yaşadığımız halde,  güneşten faydalanmayan bir toplum olma başarısını(!) gösterdiğimizi anlatmış ve güneş yağı kullanma merakımızdan bahsetmiştim....

      Cilt kanserlerinin et tehlikelisi ve en hızlı ilerleyeni “melanoma” adını verdiğimiz türüdür. ABD’deki tüm kanser ölümlerinin %1 buçuğunu yapıyor. Genetik geçiş melanoma ve cilt kanserlerinin oluşumunda  çok önemli. Beyaz tenli, sarışın, kızıl saçlı, açık renk gözlü olanların riski, bizim gibi kumral esmer-ırka kıyasla 6 misli fazla. Bu yüzden kuzey Avrupa ülkelerine göre şanslıyız

Şimdi işin diğer yönüne bakalım. Bilim adamları laboratuardaki hayvan çalışmalarında vitamin D’nin anormal hücre büyümesini engellediğini göstermişler.  Son üç ayda,  D vitamininin kanseri önlemede ve kanser tedavisinde  etkili olduğuna dair dört araştırma daha yayınlandı ve D vitamininin başta kolon kanseri olmak üzere,  akciğer kanseri ve lenfomada, hatta cilt kanserini önlemede bile etkili olduğu ispatlandı. Amerikan Wake Forest üniversitesinde yapılan bir çalışmada “sağlıklı” dozda alınan güneş ışığının prostat kanserine yakalanma riskini % 50 azalttığı görüldü. Ancak bizim gibi kumral/esmer tenlilerin yeterli D vitamini sentezi için beyaz tenlilere göre daha fazla güneş ışığı almaları gerekiyor. Basitçe şöyle söyleyebiliriz;  beyaz tenli bir kuzey Avrupalının 15 dakikada sentezlediği D vitamini için bizim yarım saat, zenci bir Afrikalının ise bir saat güneşte yatması lazım. Yani bizim insanımızın arabayla evden işe işten eve gidişi sırasında aldığı ışıkla D vitamini ihtiyacını karşılaması zor..

 Eğer güneş ve D vitamini iddia edildiği gibi kolon, prostat, akciğer gibi  diğer kanser türlerinin gelişimini azaltıyorsa % 1 buçuğa  razı olup güneşlenmek sizce de akıllıca olmaz mı?

Buraya kadar olan kısmın özeti şöyle; “Güneş ışınlarının; akıllıca kullandığınız takdirde prostat, barsak, akciğer kanseri olmanızı önleyici rolü var;  buna karşılık dozunu kaçırırsanız cilt kanseri olma ihtimaliniz artıyor....”

      Hem güneş ışığından yararlanmak hem cilt kanseri riskini artırmamak mümkün mü? İşte size önerilerim;

·        Hayatın kaynağı olan güneş, söylenildiği gibi sağlığımız için tehlikeli değil aksine son derece yararlıdır. Kas, eklem ağrıları, romatizma, kanser türleri ve Multiple Sclerosis hastalığı üzerinde olumlu etkileri gösterilmiştir. Ben sizin yerinizde olsam milyonlarca yıldır altında dolaştığımız güneşten korkmam. önemli olan; yaz tatillerinizde cildinizde yanık oluşturmadan, günde 10-15 dakikadan başlayıp,  güneşlenme zamanınızı tedricen artırarak ve  cildinizi alıştırarak  güneşlenmeniz... Tekrarlayan şiddetli güneş yanıklarının ve saçı olmayanların kafasında oluşan yanıkların cilt kanseri ile ilişkisi gösterilmiştir ama “cildinizde yanık oluşturmadan tedrici güneşlenmenin ”cilt kanserine neden olduğu ispat edilememiştir. “Sakın güneş yağı sürmeden güneşe çıkmayın yoksa cilt kanseri olursunuz” demek “Sakın denize girmeyin boğulursunuz” demeye benziyor. Güneşin kızgın olduğu saatlerde mutlaka gölgeye kaçın. çocuklarınızın bu saatlerde çıplak güneşin altında dolaşmasına izin vermeyin. Benim gibi güneşten faydalanma şansınız koca bir yıl içinde bir hafta on günü geçmiyorsa, araya yağ ve kimyasal maddeleri sokmadan vücudunuzun azar azar güneşten faydalanmasına izin verin.

·        Satın aldığınız güneş yağlarının içinde Para Amino Benzoik Asit, Octyl Methoxycinnamates, Benzofenon ve Titanyum Oksit gibi kimyasal maddeler vardır. Her gün yeni çeşitleri piyasaya sunulan bu yağların yeterince kontrol edildiğini ve uzun yıllar devam eden klinik çalışmalarla zararsız olduklarının kesin olarak gösterildiğine inanabiliyor musunuz? Ben inanmıyorum... The Sunday Times kaynaklı bir makalede, Norveçli bilim adamlarının, güneş yağlarının % 90’ında bulunan Octyl Methoxycinnamate’ın, düşük dozlarda bile fare hücrelerini öldürdüğünü gösterdiği yazıldı. Kalitesiz ve bayat güneş yağlarının benim de birkaç hastamda şahit olduğum cilt mantarına neden olma tehlikesi de cabası... En önemlisi şu; güneş yağları (en yüksek koruma faktörlü olanlar bile) basit cilt kanserlerinden korunmada etkili olsalar bile esas korktuğumuz “melanoma”yı önleyemiyorlar. Bu yüzden sakın “Nasılsa güneş yağı sürdüm diyip akşama kadar güneşin altında yatmayın...”

Şimdi esas gelelim bu ülkenin deniz ve havuz lüksü olmayan insanlarına.....

Abilerim, ablalarım; sağlığınız için fırsat bulduğunuz her yerde günde 10-15 dakika kendinizi güneşe gösterin. Bu şekilde tedrici güneşlenme yaz tatillerinde bir haftaya sıkıştırılmış yoğun güneşlenmeye kıyasla çok daha faydalıdır.

Anne ve babalarınızı güneşlenmeleri için teşvik edin. İnsanlar yaşlandıkça ciltlerinin D vitamini sentez etme yeteneği azalıyor. Buna birde ülkemize has “aman günah olur”, “aman yel vurmasın”, “aman üşütmeyeyim” korkuları eklenince yaşlılarımız, esas ihtiyaçları olan yıllarında D vitamininden mahrum kalıyorlar.

Balkon, bahçe, teras, çatı, nereyi bulursanız soyunup on-on beş dakika güneşe dönün ama komşularınıza dikkat edin yanlış anlamasınlar....  Parkta veya balkonda güneşlenirken polis teşhircilikten yakalarsa bu yazımı kesip gösterebilirsiniz...  Bu arada gazetemin sayın avukatlarından, bu yaz Anadolu da namus cinayetlerinin artması halinde, yeni ceza yasasına göre yazım dolayısı ile benim bir sorumluluğum olup olmayacağı konusunun araştırılmasını rica ediyorum.....

01 Mart 2008 Cumartesi / 14349 Kişi Okudu
Yorumlar
Copyright © 2006 - 2017 DoktorMurat.Net, Yasal Uyarı ve Gizlilik, Site Haritasi
Dr.Murat KINIKOĞLU Sağlıklı Yaşam Rehberiniz
İntermed Sağlık Merkezi Teşvikiye cad. No: 63 Nişantaşı Şişli/İstanbul
Tel: 0212 225 06 60 - Faks: 0212 2250895