Üye Girişi
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Üyelik Formu
E-Posta Adresiniz :
*
Şifreniz :
*
Adınız :
*
Soyadınız :
*
Geçen hafta kliniğimizin radyoloji sorumlusu meslektaşım telefonda “Murat bey isterseniz bu gün daha fazla hasta bakmayın...” deyince şaşırdım. Bir saat arayla MR tetkiki için gönderdiğim iki hasta da tümör saptanmıştı ve bu iki hastamın ortak bir özelliği daha vardı; ikisi de vücutlarında fark ettikleri şişlikleri uzun süre  ihmal etmişlerdi...             önce erkek okurlarımın dikkatine....Nadiren de olsa biz erkeklerin  memesi de kanser üretebiliyor.  Bayanlardan istediğimiz gibi altı ayda bir aynanın karşısına geçip kıllı memelerinizi muayene etmenize gerek yok ama en azından göğsünüzde daha önce olmayan bir şişlik elinize geldiğinde veya durduk yere memenizde bir ağrı, acıma, şişlik hissettiğinizde  - gurur meselesi yapmadan-hemen doktora gitmeyi akıl etmemiz gerekir.. Yaklaşık on yıl önce bir erkek hastamda daha meme tümörü çıkmıştı. Ameliyatından sonra  “Doktor bey, en çok ağırıma giden mememde olması... Utancımdan kimseye söyleyemedim..” dediğini hatırlıyorum..... İkinci hastamın sorunu ise boynunda ortaya çıkan şişlikti ve o da maalesef yaklaşık bir ay boyunca şikayetin kendiliğinden geçmesini beklemişti... Sakın böyle dedim diye vücudunuzda yıllardan beri taşıdığınız bezelerden  şüphelenip telaşlanmayın. çoğumuzun  kollarında, bacaklarında, karnında, sırtında “lipom” adını verdiğimiz hiçbir zararı olmayan yağ bezleri vardır. Bunlar son derece masum şişlikler olup ilerde tümöre çevirme gibi bir özellikleri de yoktur. Sizinle birlikte şişmanlayıp zayıflarlar.. Eğer yazın denize girerken estetik yönden sizi rahatsız etmiyorsa aldırmanız gerekmez. Ense, sırt gibi devamlı olarak yatağa veya yakaya sürtünme riski olanlar kolay iltihaplanabilirler. Bunlarda bile antibiyotik tedavisini takiben küçük bir cerrahi müdahaleyle sorun hemen hallolur. Demek ki neymiş; “vücudumuzun neresinde olursa olsun YENİ bir şişlik görürsek gecikmeden doktora baş vuracağız.”   Hepimizin içinde başımıza gelen olayları yorumlayan, değerlendiren, gelecekle ilgili beklentilerimizi şekillendiren bir “kötü ben”  bir de “iyi ben” vardır ve genellikle her insanda  bu “ben”lerden birisi diğerine baskın çıkar. Kötü ve iyi “ben”ler bize, mağaralarda veya ağaçların kovuklarında yaşayan atalarımız “Homo Sapiens”lerden miras kalmıştır. “İyi ben”, felaketleri kolay atlatmamızı sağlamak için bize daima ümit aşılar ve yaşama arzusu verir. Her şeyi olumlu yorumlamamızı ve hep iyiyi beklememizi sağlar ama bazen bizi o kadar gaza getirir ki mememizde bir kitle ortaya çıktığında veya boynumuzda yeni bir şişlik oluştuğunda onun “Korkma bir şey olmaz geçer...” veya  “Basit bir kanamadır geçer...” sözlerine kanarak belirtileri önemsemez, ihmal ederiz... Aynı yazımın başlangıcında anlattığım hastalarım gibi...  “Kötü ben” ise içimizi endişe ile doldurur. En mutlu günümüzde bile onun felaket haberleri veren sesini içimizde duyarız. “Sakın fazla sevinme... şimdi başına bir iş gelecek...” diye kulağımıza fısıldayarak mutlu olmamızı önler.. “Kötü ben” i çok konuşan bu kişiler içlerinden atamadıkları “Kötü haber beklentisi” nedeniyle hemen yarın kanser olacakmış, kendilerinde veya yakınlarında kötü bir hastalık ortaya çıkacakmış gibi yaşarlar. Doktorları ne kadar “Bu şişliğin önemi yok aldırma” dese de içleri rahat etmez mutlaka başkalarının da fikrini almak isterler. Yeni açılan kliniklerin ve teşhis merkezlerinin el üstünde tutulan müşterileri bunların arasından çıkar...  Sizdeki hangi “ben” daha baskın bilemem... Doğru olan, iki “ben” i dengeleyip mantığımızın sesini dinlemektir. Ne vücudumuzda yeni çıkan bir şişliği ihmal edecek kadar rahat olacağız ne de poposunu gören kedi misali o doktor senin bu klinik benim gezeceğiz...    
02 Mart 2008 Pazar / 16448 Kişi Okudu
Yorumlar
Copyright © 2006 - 2017 DoktorMurat.Net, Yasal Uyarı ve Gizlilik, Site Haritasi
Dr.Murat KINIKOĞLU Sağlıklı Yaşam Rehberiniz
İntermed Sağlık Merkezi Teşvikiye cad. No: 63 Nişantaşı Şişli/İstanbul
Tel: 0212 225 06 60 - Faks: 0212 2250895