Üye Girişi
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Üyelik Formu
E-Posta Adresiniz :
*
Şifreniz :
*
Adınız :
*
Soyadınız :
*

Sevdiğimizi  Kaybetmenin Dayanılmaz Hüznü......

Bir yakınımızı kaybettikten sonra duyduğumuz üzüntü ve acıya yas diyoruz. Kaybın üzüntüsü bazen o kadar şiddetli olur ki geride kalan kişiler için hayat tüm anlamını kaybeder. Bu nedenle de zaman zaman  gazetelerde eşini veya bir başka yakınını kaybettikten kısa bir süre sonra onun üzüntüsüne dayanamayarak kalp krizi geçiren veya aniden ölen kişilere ait haberler okuruz.

            Yakınının vefatından sonra uzun yıllar bunun etkisinden çıkamayan ve hayatının geri kalan kısmını hem kendine hem yakınlarına çekilmez kılan pek çok hastam var. Bu kişilerde yas, ölüm sonrası kabul edilebilir bir üzüntü olmaktan çıkıp kronik bir depresyon haline dönüşmüş demektir. Özellikle de uzun yıllar birlikte yaşadığı eşini kaybedenler, vefat olayından sonra, bazen hayatlarının sonuna kadar süren bir depresyona giriyorlar.

Yasta olan bu kişilerin içinde olduğu hüzün durumunun normalde zamanla azalması ve makul bir süre sonra kişinin olağan ruh haline dönmesi ve eski moraline kavuşması beklenir. İşte bu toparlanmayı sağlamak için de her toplumun yapısında bulunan gelenekler ve adetler yasın kısa sürmesine ve kalanların bir an önce normal hayatlarına dönmelerine yardımcı olur.. Gazali; yakını ölen bir insana 40 kat gömlek giydirildiğini, her gün gömleklerden birisini çıkardığını, o sonuncu gömleğin ise biz mezara gidene kadar üzerimizde kaldığını söylüyor.....

           Çağımızın getirdiği “insanları gittikçe daha yalnız yaşamaya” mahkum eden yaşam tarzının yas’ların uzamasında ve kronik depresyona dönmesinde büyük rolü olduğuna inanıyorum. Modern dünyanın insanı, gerek iyi gerekse kötü duygularını yakınlarıyla paylaşmaktan gittikçe uzaklaştığı için kayıpların yükü sadece yas tutan yakınların omuzlarında kalıyor. İşin kötü tarafı batılılaşma adına kendi gelenek ve göreneklerimizden uzaklaşırken farklı din kültürüne sahip olmamız nedeniyle batının geleneklerini de alamıyoruz. Vefat eden çok yakınımız olmadığı sürece cenazeye katılmak hepimiz için mecburi bir tören-kendimizi göstermeye zorunlu hissettiğimiz bir gösteri oluyor.  Istanbulda bir apartman dairesinde yaşayıp alt katındaki cenaze evine yemek gönderme adetini hatırlayan kaç kişi kaldı aramızda?

            Bakın Anadolumuzun bazı yörelerinde hala devam eden geleneklerimiz yas’ın kronik bir depresyon haline dönüşmesini nasıl önlüyor. Dr.Yaşar Kalafat’ın kitabından aktarıyorum: “Van’ın Karahan köyünde, ölü çıkan evin kadınları ve kızları yas tutarken elbiselerini ters giyerler (Eski bir Türk inancına göre, ölen, kimi zaman çok sevdiği veya kötülük etmek istediği kişileri de beraberinde alıp götürür. Bu nedenle ölenin ruhunu şaşırtmak amacıyla, elbiseler ters çevrilir. ) Yedi günlük yas süresinin sonunda köyün ileri gelenlerinden biri, yas evi mensuplarını yemeğe çağırır. Yemeğe başlanmadan önce, elbiselerini ters giyen kadın ve kızlar, bunları düzeltirler. Başlarından kara yazmaları çıkarıp, al ve ak renkli yazmaları bağlarlar. O ana kadar tıraş olmayan yastaki erkeklerde tıraş olur. Buna “yas kaldırma” adı verilir.(1)”

            Görüldüğü gibi toplumsal dayanışma yasın uzamasına izin vermiyor. Köyün sayılan kişisi devreye girerek verdiği yemekle yası sonlandırıyor. Bir yerde yastaki kişiler kaybettikleri yakınlarına “bize kalsaydı, yasımız devam edecekti, ama büyükler bundan fazlasına müsaade etmiyorlar, bizi yanlış anlama” diyorlar. 

            Biliyorum, artık ne kadınlarımıza elbiselerin ters giymelerin söyleyebiliriz, ne de bir yakını vefat eden dostumuza yedinci gün (Anadolunun bazı yörelerinde hala yapıldığı gibi) hep birlikte hamama gidip “yas  kaldırma” töreni yapmayı teklif edebiliriz. İki gün tıraşsız dolaşmak bile çoğumuz için kabul edilmez bir eziyet. Gene de sevdiklerini kaybeden yastaki dostlarımız ve yakınlarımız için yapacak bir şeylerimiz olmalı. En azından onları ilk günlerde sık sık ziyaret edip, ihtiyaçları ile yakından ilgilenip yalnız olmadıklarını ve sevildiklerini hissetmelerini sağlayabiliriz. Ne bileyim, belki de, geleneklerimizle çağın gerçeklerini harmanlayıp, 7. gün olmasa da 40. gün bir “yas kaldırma partisi” vermeyi denemenin zamanı geldi artık. Ne de olsa 21. yüzyılda yaşıyoruz..

 

(1)Doğu Anadolu’da eski Türk inançlarının izleri. Dr.Yaşar Kalafat.

02 Mart 2008 Pazar / 16497 Kişi Okudu
Yorumlar
Copyright © 2006 - 2017 DoktorMurat.Net, Yasal Uyarı ve Gizlilik, Site Haritasi
Dr.Murat KINIKOĞLU Sağlıklı Yaşam Rehberiniz
İntermed Sağlık Merkezi Teşvikiye cad. No: 63 Nişantaşı Şişli/İstanbul
Tel: 0212 225 06 60 - Faks: 0212 2250895