Üye Girişi
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Üyelik Formu
E-Posta Adresiniz :
*
Şifreniz :
*
Adınız :
*
Soyadınız :
*
           Kayıp kızlarla ilgili haberleri takip ettiniz mi bilmiyorum. Bir hafta sonra da olsa İzmir’de bulunmaları yüreğimize su serpti. Annelerinin 13-14 yaşlarında olduğunu söylediği“çocukların” görüntüleri eminim benim gibi sizi de şaşırtmıştır. (Bana sorsalardı en az 18 yaşında olduklarını söylerdim.) Merak ediyorum, bu çocuklar saçlarını boyayıp büyükler gibi makyaj yapmaya kaç yaşında başladılar?      
            Ünlü filozof Schopenhauer’e göre hayat, istemektir. Doğduğumuz andan itibaren ölene kadar isteriz. Annesinin karnından çıkan çocuk aslında istemekten başka bir şey bilmeyen hücreler topluluğudur. Doymak ister, anne kokusu ister, birisinin kendisine sarılmasını, altının değiştirilmesini ister... Bu isteklerini duyurmak isteyen bebeklerin silahlarından biri ağlamak diğeri de karşı konulmaz gülücükleridir. Evrimsel süreç onlara dayanılmaz bir tatlılık vermiş, biz anne babaları da isteklerini hemen yerine getirmemiz için şefkat, merhamet, annelik sevgisi gibi güdülerle donatmıştır. Bu yüzden bebeğimiz ağlayınca elimiz ayağımız birbirine karışır, ne istediğini anlamaya çalışır, bir başkasının çocuğu da olsa yardımcı olmak isteriz.
            Çocuk büyüdükçe isteklerinin de büyümesi kaçınılmazdır. Sadece karnını doyurmanız, altını değişmeniz yetmez olur. Arkadaşının oyuncağını ister, annesinin kucağından inmemek ister, gece gelip sizin yatağınızda yatmak ister. Yaş büyüdükçe ağlamanın ve tatlı gülücüklerin yerini (sizin gösterdiğiniz toleransın derecesine göre değişmek üzere) somurtma, küsme, hırçınlık yapma, kırıp dökme gibi davranışlar alır.
            Yetişkin bir insan komşusunun kapısını çalıp “arabanı bana ver” demez. Hayat ona böyle bir isteğin reddedileceğini o arabaya sahip olmak istiyorsa bir şekilde bedelini karşılaması gerektiğini öğretmiştir. Çocuklar bu tecrübeye sahip değildirler, hoşlarına giden herhangi bir şeyi isteyebilir, örneğin çocuk parkında oynarken arkadaşının bisikletine el koyabilirler. İsteklerine ulaşabilmek için yeteri kadar akıllı ve kurnaz olduklarından emin olabilirsiniz; tüm silahlarını kullanır, örneğin durduk yere kusmaya başlayabilir veya kendilerini yere atarak bir yerleri kesilmiş gibi ağlarlar.
            Sonuç olarak çocuklar (en azından büyüyene kadar) neyi alıp neyi alamayacaklarını, istedikleri şeye sahip olmak için ne yapmaları gerektiğini zaman içinde deneme yanılma yoluyla bulurlar. Tanrı size süper akıllı ve anlayışlı bir çocuk vermediyse eninde sonunda istekleri konusunda bir “çatışma” yaşamanız kaçınılmazdır. Çoğu anne baba bu çatışmayı en az sinir bozukluğu ile atlatmak için cılız bir “hayır” ın arkasından istenileni verme yoluna gider. Kendilerini kandıracak bir mazeret bulmakta da zorlanmazlar: “Ayşe de makyaj yapıyor” “Arkadaşları da içiyor”, “Devir böyle ne yapalım...” gibi kabuller içlerini rahatlatmalarını sağlar. Verilen taviz “bir süre için” çatışmayı önleyecektir. (Unutmayın sadece “bir süre için...”) Tavizi alan çocuk hemen kendi kafasındaki “alabileceği şeyler sınırını” genişletir ve çok geçmeden daha büyük bir taleple karşınıza dikilir.
            Anne babaların çocukların isteklerini dinleyip, makul olanları karşılaması olmayanları kesin bir şekilde reddetmesi, neden reddettiklerini de çocuğun anlayacağı bir şekilde açıklaması çok önemlidir. Çocuklar için isteme sınırı (veya durulacak yer diyelim) anne babanın “kesinlikle vermediği-asla veremeyeceğini bildikleri” şeydir. Çizdiğimiz sınırın kesin olduğunu, onun ısrarları ile değil ancak yeri ve zamanı geldiğinde değişeceğini onlara hissettirirsek çatışmayı minimuma indirebiliriz. Burada çok önemli bir nokta anne ve babanın çizilecek sınır konusunda uyum içinde olmasıdır. Çocuk ebeveynlerden hangisinin daha yumuşak, daha tavizkar olduğunu çok iyi bilir, sınırı zayıf olan bölgeden delmeye çalışır. Zorlayarak sınırı öteleyebileceğini anlarsa işimiz çok zorlaşır, sık sık çatışma yaşamaya başlarız. Çocuklarının bitmeyen isteklerinden bıkan anne babalar biraz hafızalarını zorlarsalar geçmişte verdikleri tavizleri çok iyi hatırlayacaklardır. Silah çekmeye alıştırılmış bu çocukların aslında hiçbir suçu yoktur. Anne babalar, onları istediklerini elde edebilmeleri için tepinmeleri, küsmeleri veya kapıyı hızla çarpmaları konusunda eğitmişlerdir. Bu yüzden istekleri asla bitmez ve her isteklerini bir sonraki daha büyük bir istek takip eder. Kızınıza 12 yaşında gece 24’de eve gelme izni verirseniz, 13 yaşında gece sabaha karşı eve geleceğinden emin olabilirsiniz. 14 yaşına geldiğinde de bir bakarsınız İzmir’e gitmiş...
10 Temmuz 2009 Cuma / 15259 Kişi Okudu
Yorumlar
Copyright © 2006 - 2017 DoktorMurat.Net, Yasal Uyarı ve Gizlilik, Site Haritasi
Dr.Murat KINIKOĞLU Sağlıklı Yaşam Rehberiniz
İntermed Sağlık Merkezi Teşvikiye cad. No: 63 Nişantaşı Şişli/İstanbul
Tel: 0212 225 06 60 - Faks: 0212 2250895