Üye Girişi
E-Posta Adresiniz :
Şifreniz :
Üyelik Formu
E-Posta Adresiniz :
*
Şifreniz :
*
Adınız :
*
Soyadınız :
*

     Globalleşmenin doğurduğu en büyük tehlikelerden birisinin; kapitalist ülkelerdeki üreticilerin güçlerini birleştirmeleri ve bu birleşmeden oluşan büyük mali imkanı arkalarına alarak tüm dünyayı “İstedikleri ürünlerin tüketilmesi” yönünde teşvik etmeleri olduğuna inanıyorum. Batı ülkelerinde, insanları  bu dev üretici birliklerine karşı koruyan kuruluşlar olmakla beraber bu organizasyonlar kısıtlı maddi imkanları yüzünden oralarda bile yeteri kadar seslerini duyuramıyorlar. Hele bizim gibi öncelikleri farklı olan ülkelerde, meydan tam anlamıyla bu dev üretici birliklerinin “hep aynı notayı çalan” borazanına kalıyor. Tüketim yönlendirmesini görsel ve yazılı basın yoluyla yapan üretici birlikler, “haber” niteliği kazandırılmış reklamlarla yeme içme alışkanlıklarımız içinde olmayan “çoğu ithal” yeni tatları; yiyecekleri, içecekleri, sosları büyük bir ustalıkla alışkanlıklarımız içine sokuyorlar. Fransız peynirleri, İtalyan makarna çeşitleri, avakadolar, mangolar marketlerde kapış kapış giderken bizim her derde deva“Malatya kaysısı”,  bir türlü tüketim alışkanlıklarımız içine girmiyor. Mali imkanları sınırlı gariban yerli üreticilerimizin sesleri o kadar cılız çıkıyor ki Malatya İnönü üniversitesinden Profesörün falancanın “Kayısının faydalarına” dair ısmarlama haberini yılda bir kere, o da arka sayfalarda küçük puntolarla zor görünürken “Şarabın faydaları, nasıl içileceği, hangisinin içileceği, nerde içileceği, hangi bardakla içileceği vb. konularda” yüzlerce yazı okuyoruz. Şaraptaki zengin antioksidanlar, şaraptaki vitaminler, şarabın kalbi önleyici etkisi, şarabın....  Ne hikmetse şaraptan çok daha zengin antioksidan içeren bitkiler ve içecekler olmasına rağmen (örneğin bildiğimiz “kakao” antioksidan açısından şaraptan daha zengindir)  kimse gazetelerde sabahtan akşama kakao için demiyor... (Hepinizin huzurunda kakao üreticileri birliğini kınıyorum, resmen uyuyorlar..) Geçen aylarda bu duruma bozulan bira üreticilerinin çabasıyla gazetelerde birkaç küçük “Bira da kalbe iyi geliyor...” haberi çıktı ama sesleri fazla yükselmedi. Son sahte rakı olayından sonra bizim yerli rakı üreticilerinin ellerini çabuk tutmaları lazım yoksa düşük dolar kuru sayesinde hepimiz yakında birer “Fransız şarap uzmanı” olacağız. Rakıcıların hemen örgütlerini kurup gerekli “bilimsel araştırmaları!” tamamlatmaları lazım. Benim tavsiyem kalbi bırakıp başka bir organa olan faydaları üzerinde durmaları. örneğin “Yapılan son çalışmaya göre rakı içenlerin erkeklik gücü artıyor” veya “Rakı içenlerin gözleri daha keskin görüyor” gibi bir haber satışları yeniden canlandırabilir. Esasında böyle netameli konulara girip durduk yere akşamcı okurlarımın ve zaten yüksek vergiler nedeniyle zor durumda olduklarını bildiğim şarap üreticilerimizin “hayır duasını” almak istemezdim ama bugün hastam Arif beyin  (Kendisi asgari ücretle geçinmeye çalışan, by pass operasyonunun yükünü hala sırtından atamamış bir abimizdir): “Doktor beycim kalp için çok faydalı diye her gün zorla iki bardak içiyorum ama bir türlü alışamadım.. İçmesem olmaz mı?” sorusu üzerine bu konuya girmeye karar verdim. Arif bey, kısıtlı bütçesiyle Fransa’nın Burgonya bölgesinde yetişen Pinot Noir üzümünden yapılmış şarabı içemeyeceğine göre (Gördünüz mü okuya okuya ben bile ezberlemişim..) bizim taze piyasaya verilmiş üçüncü sınıf şaraplarımız acaba kalbine iyi gelir mi gelmez mi?  “Alkol kalbe faydalı mı?” şeklinde ki “dünyanın en cevabı bilinmeyen sorusu” hakkında gerçekleri okumak isteyenler,  Perşembe günü bu sorunun cevabını yazacağım, sakın kaçırmayın.....

01 Mart 2008 Cumartesi / 15063 Kişi Okudu
Yorumlar
Copyright © 2006 - 2017 DoktorMurat.Net, Yasal Uyarı ve Gizlilik, Site Haritasi
Dr.Murat KINIKOĞLU Sağlıklı Yaşam Rehberiniz
İntermed Sağlık Merkezi Teşvikiye cad. No: 63 Nişantaşı Şişli/İstanbul
Tel: 0212 225 06 60 - Faks: 0212 2250895